//Anne Bak Kaligrafi

Anne Bak Kaligrafi

Anne Bak Kaligrafi

90 yıllık latin harfleriyle olan serüvenimiz içerisinde çok değil 10 yıl öncesine kadar  Türkiye’de kaligrafinin ciddi anlamda esamesinin okunmadığı yerde bugün “sokakta kaligrafi” performansını gören 10 yaşındaki çocuklar

Anne bak kaligrafi” dediklerinde kaligrafinin bu topraklarda geç kalmışlığına rağmen kısa bir süre içinde iyi noktalara ulaşacağı izlenimi veriyor.

Sokakta Kaligrafi” terimine alerjisi olan kaligrafistler ya da kaligraflar  olduğu malumunuz.

Akademik düzeyde teknik bilgi ve birikime sahip, Kaligrafi sanatına dair yaptıkları ve yapabilecekleri çalışmalar ve yetiştirdikleri talebelerle ülkemiz için umut vadeden bazı elit kaligrafistler elbetteki bir yönüyle haklı olarak kaligrafinin sokaklarda ehil olmayan kişilerce icra edilmesine reaksiyon gösterebilirler.

Hatta kaligrafi üzerine böyle sosyal bir değerlendirme yapılmış olmasına bile burun kıvırabilirler. Fakat, Kaligrafiyi ayağa düşürmeyelim derken kimsenin ulaşamayacağı raflara kaldırmaya çalışmanın da haklı bir tarafı olmasa gerek.

Resmi, özel kişi ya da kuruluşlardan Temel sanat eğitimi almak ve Tipoloji bilgisine sahip olmak elbetteki kaligrafistler için bir zorunluluk olarak görülebilir veya şiddetle tavsiye edilebilir.

Bu da çok anlaşılır bir durum. Fakat kaligrafiye kota koyar gibi bu eğitimlerden yoksun olanları özelde ifşa etmek, çalışmalarını yayınlamak, “Kaligrafi şikayet masası” gibi vazife görmek bu sanata ilgi duyan ve geliştirmeye çalışan,

kaleme, kağıda ve mürekkebe sevdalı genç sanatseverlerin şevkini kırmanın ve bu sanatın uygulama alanlarını sınırlamaya çalışmanın ötesinde bir “hizmet” yapmadıklarını ifade etmek haksızlık olmasa gerek.

Sokak Kaligrafisi

Kaligrafi serüvenimize bir göz attığımızda kaligrafi sanatının, tipolojinin kalıplarından sıyrılarak estetik bir görünüm kazanması ve toplumda teveccüh görmesinde etkili olan önemli bir faktör elbetteki bugün eleştiri oklarının hedefi olan, daha çok isim yazma ameliyesi olarak karşımıza çıkan “Sokak kaligrafisi“dir.

Açıkça ifade edilecek olursa maddi kaygıların bir sonucu olarak sokağa taşınan bu sanat zaman’la gelişen isim kompozisyonlarındaki “kendine özgü” muhteşem yorumuyla batılı bir çok ünlü kaligrafın da dikkatini celbedecek düzeye ulaşmış durumdadır.

Hatta  aynı  Latin harfleriyle icra edilmesine rağmen “Turkish Calligraphy” diye literatürde yerini almış bulunmaktadır.

Eksiği ve gediği ile yazıya dair yapılan her icraatın ilham alınabilir bir tarafının olabileceği bu yönüyle göz ardı edilmemeli ve her yazıya o gözle bakılmalı diye düşünüyorum.

Örneğin günümüz formal italik yazıya ilham olduğu idda edilen  ve referans olarak kabul edilen yazının günümüz italik yazının çok gerisinde kalması, ona borçlu olduğumuz gerçeğini ortadan kaldıramadığı gibi..

Bu yönüyle kaligrafiye dair özele girmeden yapılan genel yapıcı eleştirilerin bize daha hızlı mesafe katettireceğini düşünüyorum.

Tabi ki de son olarak ifade etmeliyim ki, kaligrafi ile ilgilenenlerin de, hele hele bu sanattan maddi bir fayda sağlayanların tabiki de bir sonraki nesile kötü örnekler bırakmama çabası içinde olması

ve çalışmalarında kaligrafinin temel form ve kurallarına riayet etmeye çalışması kendisine ve ve icra ettiği sanata olan bir saygının gereğidir.k

By | 2017-09-10T12:58:04+00:00 Eylül 10th, 2017|Kaligrafist Blog|Yorum yok

About the Author:

Hasan Karaalp, 1984 yılında Van'da doğdu. Erzurum Atatürk Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun olan sanatçı iki çocuk babasıdır. Üniversite yıllarında kaligrafiye ilgi duyan sanatçı; bu sanat dalında çeşitli etkinlik ve faaliyetlere katılarak kaligrafi sanatı ile olan bağını canlı tutar. İlerleyen yıllarda kaligrafi sanatçıları İdris Yurteri ve Mustafa Yurterinin etkisinde kalarak kompozisyon ve isim yazma denemelerine devam eder. Sanatçı; 2016 yılına kadar olan amatör yıllarını geride bırakarak İstanbul'a yerleşir. İstanbul'da kaligrafi ustalarından etem Çalışkan'ın öğrencilerinden olan Sema Demirbaş hanımefendiden bir yıl temel Latin harfleri anatomisi eğitimi alır. Sanat hayatında eğitimin her dönemde zorluğuna inanan genç kaligrafi sanatçısı Hasan Karaalp; Türkiye'de kaligrafi denilince ismi ilk zikredilenlerden biri olan Bünyamin Kınacıdan eğitim almaya ve öğrendiklerine yeni şeyler katmaya ilk günkü heyecanla devam ediyor.

Siz de fikrinizi belirtin